|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
İBRAHİM SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap'tır ki,
Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık
olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.
2- O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa
O'nundur. Şiddetli azap dolayısıyla vay inkar edenlere.
3- Onlar, dünya hayatını ahirete tercih
ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda
çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.
4- Biz hiçbir elçiyi, kendi kavminin dilinden
başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini
şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır,
hüküm ve hikmet sahibidir.
5- Andolsun Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan
nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle
göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için
gerçekten ayetler vardır.
6- Hani Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'ın
üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden
kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı
sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için
Rabbinizden büyük bir sınav vardır."
7- "Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun,
eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük
ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir."
8- Musa demişti ki: "Eğer siz ve
yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile şüphesiz Allah hiçbir şeye
muhtaç değildir, övülmüştür."
9- Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve
Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları,
Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de,
ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki:
"Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik ve
bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt
içindeyiz."
10- Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı
şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı
bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar
erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası
değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek
istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."
11- Resulleri onlara dediler ki: "Doğrusu
biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine
lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim
için olacak şey değil. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler."
12- "Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül
etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize
yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah'a tevekkül
etmelidirler."
13- İnkar edenler, resullerine dediler ki:
"Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri
döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz Biz,
zulmedenleri helak edeceğiz.
14- "Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka
yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir
ayrıcalıktır)."
15- (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda)
her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.
16- (Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve
(orada) irinli sudan içirilecektir.
17- Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından
geçirmeyi başaramıyacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de.
Ardından daha katı bir azap olacak.
18- Rablerini inkar edenlerin durumu şudur:
Onların yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül
gibidir. Kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler. İşte uzak bir
sapıklık (içinde olmak) budur.
19- Allah'ın gökleri ve yeri hak ile
yarattığını görmüyor musunuz? Dilerse sizi giderir-yok eder ve yeni bir halk
getirir.
20- Bu, Allah'a göre güç değildir.
21- Onların tümü-toplanıp (kıyamette)
Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara
(müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden
Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki:
"Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu
gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak
bir yer yoktur."
22- İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki:
"Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde
bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm
yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni
kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni
kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da
tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır."
23- İman edip salih amellerde bulunanlar,
Rablerinin izniyle altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları
cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri:
"Selam"dır.
24- Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek
vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı
ise göktedir.
25- Rabbinin izniyle her zaman yemişini
verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt
alır-düşünürler.
26- Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç
gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma
imkanı) kalmamıştır.
27- Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve
ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de
şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar.
28- Allah'ın bu nimetini inkara
değiştirenleri ve kavimlerini 'yıkım ve azap' yurduna konduranları görmedin
mi?
29- (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne
kötü bir karar (yeridir) o!..
30- O'nun yolundan saptırmak için Allah'a
eşler koştular. De ki: "Yararlanın. Çünkü elbette sizin varışınız ateşedir."
31- İman etmiş kullarıma söyle: "Alış-verişin
ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve
kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."
32- Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten
su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun
emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır.
Irmakları da sizin için emre amade kılandır.
33- Güneş'i ve Ay'ı hareketlerinde sürekli
emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır.
34- Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer
Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç
yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.
35- Hani İbrahim şöyle demişti: "Bu şehri
güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut."
36- "Rabbim, gerçekten onlar insanlardan
birçoğunu şaşırtıp-saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o
bendendir, kim bana isyan ederse elbette Sen, bağışlayansın, esirgeyensin."
37- "Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan
bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim;
Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen,
insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım
ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."
38- "Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı
tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir
şey Allah'a gizli kalmaz."
39- "Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana
ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim,
gerçekten duayı işitendir."
40- "Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl,
soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur."
41- "Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni,
anne-babamı ve mü'minleri bağışla"
42- (Ey Muhammed,) Allah'ı sakın
zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca
gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.
43- Başlarını dikerek koşarlar, gözleri
kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalpleri (sanki) bomboştur.
44- Azabın kendilerine geleceği gün (ile)
insanları uyarıp-korkut ki, (o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: "Bizi
yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap verelim ve elçilere
uyalım." Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler,
sizler değil miydiniz?
45- Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin
yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı
ve size örnekler vermiştik.
46- Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler
kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa,
Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.
47- Allah'ı, sakın elçilerine verdiği sözden
dönen sanma. Gerçekten Allah Azizdir, intikam sahibidir.
48- Yerin başka bir yere, göklerin de (başka
göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna
çıka(rıla)caklardır.
49- O gün suçlu-günahkarların (sıkı)
bukağılara vurulduklarını görürsün.
50- Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş
bürümektedir.
51- (Bu azap,) Allah'ın her nefsi kendi
kazandığıyla cezalandırması içindir. Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk
görendir.
52- İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar,
gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl
sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir
belağ)dır.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |