|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
NAHL SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Allah'ın emri geldi, artık onda acele
etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve Yücedir.
2- Kullarından dilediklerine, melekleri
emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka İlah yoktur, şu halde Benden
korkup-sakının, diye uyarın."
3- Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk
koştukları şeylerden Yücedir.
4- İnsanı bir damla sudan yarattı, buna
rağmen o, apaçık bir düşmandır.
5- Ve hayvanları da yarattı; sizin için
onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.
6- Akşamları getirir, sabahları götürürken
onlarda sizin için bir güzellik vardır.
7- Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının
telef olacağı şehirlere onlar, ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz
sizin Rabbiniz şefkatli ve merhametlidir.
8- Onlara binmeniz ve süs için atları,
katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri
yaratmaktadır?
9- Yolu doğrultmak Allah'a aittir, kimi
(yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete
erdirirdi.
10- Sizin için gökten su indiren O'dur;
içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız.
11- Onunla sizin için ekin, zeytin,
hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda,
düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.
12- Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin
emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz
bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
13- Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli
renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir
topluluk için ayetler vardır.
14- Denizi de sizin emrinize veren O'dur,
ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları
çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini
görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.
15- Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde
sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru
yolu bulursunuz.
16- Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar
yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.
17- Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık
öğüt alıp-düşünmez misiniz?
18- Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak
olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah,
bağışlayandır, esirgeyendir.
19- Allah, saklı tuttuklarınızı ve açığa
vurduklarınızı bilir.
20- Allah'tan başka yakardıkları hiçbir şeyi
yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar.
21- Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman
dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
22- Sizin İlahınız tek bir İlah'tır. Ahirete
inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte)
olanlardır.
23- Şüphesiz Allah, onların saklı
tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.
24- Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde,
"Eskilerin masalları" dediler.
25- Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü
ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için.
Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.
26- Onlardan öncekiler, hileli-düzenler
kurmuşlardı da, Allah(ın azap emri) onların kurdukları yapıların temellerine
geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azap onlara şuurunda
olmadıkları yerden gelmişti.
27- Sonra (Allah) kıyamet günü onları
aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman
kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler
ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir."
28- Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri
olarak onların canlarını aldıklarında, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye
teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir.
29- Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak
cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne
kötüdür.
30- (Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne
indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda
bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva
sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
31- Adn Cennetleri; ona girerler, onun
altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte
Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
32- Ki melekler, güzellikle canlarını
aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere
cennete girin."
33- (Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin
gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar?
Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar
kendi nefislerine zulmediyorlardı.
34- Böylece işledikleri kötülükleri
kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini
sarıp-kuşatıverdi.
35- Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer
Allah dileseydi, O'nun dışında hiçbir şeye kulluk etmezdik, biz de,
atalarımız da; ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de
böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?
36- Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk
edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik.
Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine
sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları
sonucu görün.
37- Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar
tutkuyla istesen de, Allah, şüphesiz saptırdığına hidayet vermez, onlar için
yardım edecek yoktur.
38- Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah
diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu, O'nun üzerinde hak olan bir
vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler.
39- Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara
açıklaması ve inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için
(diriltecektir).
40- Onu istediğimizde herhangi bir şey için
sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
41- Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda
hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret
karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı.
42- Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül
edenlerdir.
43- Biz senden evvel kendilerine
vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer
bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.
44- (Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla
(gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için
indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.
45- Artık 'kötülüğü örgütleyip
düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya
şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?
46- Ya da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken,
onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı)
aciz bırakacak değildirler.
47- Veya onları bir korku üzerinde
yakalayıvermesinden (mi emindirler)? Öyleyse Rabbin, gerçekten şefkatli ve
merhamet sahibidir.
48- Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına
bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder
vaziyette döner.
49- Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar
ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.
50- Üstlerinden (her an bir azap göndermeye
kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.
51- Allah dedi ki: "İki İlah edinmeyin: O,
ancak tek bir İlah'tır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun."
52- Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur,
itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan
başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz?
53- Nimet olarak size ulaşan ne varsa,
Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na
yalvarmaktasınız.
54- Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden
bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar;
55- Kendilerine verdiklerimize karşı
nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz.
56- Kendilerine rızık olarak
verdiklerimizden, hiçbir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun
Allah'a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya
çekileceksiniz.
57- Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa)
O Yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.
58- Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği
zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir.
59- Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden
dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa
gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
60- Ahirete inanmayanların kötü örnekleri
vardır, en Yüce örnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve
hikmet sahibidir.
61- Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle
sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey
bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir.
Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne
alınabilirler.
62- Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen
şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın
'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç
şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
63- Andolsun Allah'a, senden önceki ümmetlere
de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü
göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azap
vardır.
64- Biz kitabı ancak, hakkında ihtilafa
düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet
olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.
65- Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra
yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet
vardır.
66- Sizin için hayvanlarda da elbette
ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar)
ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt
içirmekteyiz.
67- Hurmalıkların ve üzümlüklerin
meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel
bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için,
gerçekten bunda bir ayet vardır.
68- Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda,
ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.
69- Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece
Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından
türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır.
Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
70- Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor,
sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna
(yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah bilendir, herşeye güç yetirendir.
71- Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün
kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit
olacak şekilde çevirip-verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı
ediyorlar?
72- Allah size kendi nefislerinizden eşler
yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel
şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın
nimetini inkar mı ediyorlar?
73- Allah'ın dışında, kendileri için
göklerden ve yerden hiçbir rızka, hiçbir şeye malik olmayan ve buna güçleri
yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
74- Artık Allah'a benzerler aramaya
kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
75- Allah, (Kendisi'ne ortak koştuğunuz
ilahlar konusunda) hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan
ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan
gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur
mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler.
76- Allah şu örneği verdi: İki kişi;
bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmez ve herşeyiyle efendisinin
üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu,
adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?
77- Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir.
(Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya
daha yakındır. Şüphesiz, Allah herşeye güç yetirendir.
78- Allah, sizi annelerinizin karnından
hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme
(duyularını) ve gönüller verdi.
79- Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş
(musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta)
Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda
ayetler vardır.
80- Allah, size evlerinizi (içinde) "güvenlik
ve huzur bulacağınız yerler" kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç
gününde, hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler;
yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar
giyimlikler-döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı.
81- Allah, sizin için yarattığı şeylerden
gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler kıldı, sizi
sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak
giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle
tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.
82- Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen
yalnızca apaçık bir tebliğdir.
83- Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar,
sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir.
84- Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz
gün; (artık ondan) sonra ne inkar edenlere (özür dilemeleri için) izin
verilecek, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.
85- O zulmedenler, azabı gördüklerinde,
onlara ne (azap) hafifletilecek, ne süre tanınacak.
86- O şirk koşanlar, şirk koştuklarını
gördükleri zaman: "Rabbimiz, Seni bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız
bunlardır" diyecekler. (Onlar da bunlara:) "Siz gerçekten yalan
söyleyenlersiniz" diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar.
87- O gün (artık) Allah'a teslim olmuşlardır
ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan çekilip-uzaklaşmıştır.
88- İnkar edip de Allah'ın yolundan
alıkoyanlar; Biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azap üstüne azap
ilave ettik.
89- Her ümmet içinde kendi nefislerinden
onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid
olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara
bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
90- Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı,
yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden
ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt
alıp-düşünürsünüz.
91- Ahidleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini
yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah'ı
üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.
92- Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve
malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk
unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen (kadın) gibi
olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü
hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.
93- Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet
kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir.
Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.
94- Yeminlerinizi kendi aranızda, bir
bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah'ın
yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azap da
sizin içindir.
95- Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık
satmayın. Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır.
96- Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın
Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en
güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz.
97- Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min
olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir
hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle
muhakkak veririz.
98- Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş
şeytandan Allah'a sığın.
99- Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine
tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur.
100- Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli
edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir.
101- Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin
yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- “Sen
yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
102- De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak,
Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak
Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir."
103- Andolsun ki Biz, onların: "Bunu
kendisine ancak bir beşer öğretmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak
kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan
bir dildir.
104- Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah
hidayete ulaştırmaz ve onlar için acı bir azap vardır.
105- Yalanı, yalnızca Allah'ın ayetlerine
inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri onlardır.
106- Kim imanından sonra Allah'a (karşı)
inkara sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında
zorlanan hariç- inkara göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir
gazab vardır ve büyük azap onlarındır.
107- Bu, onların dünya hayatını ahirete göre
daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkar eden bir topluluğu
hidayete erdirmemesi nedeniyledir.
108- Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını
ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.
109- Şüphesiz, onlar ahirette ziyana
uğrayanlardır.
110- Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye
uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip, sabredenlerin
(destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten
bağışlayandır, esirgeyendir.
111- O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele
eder ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme
uğratılmazlar.
112- Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı)
Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat
Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık
olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.
113- Andolsun, onlara kendi içlerinden bir
elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam
etmektelerken azap onları yakalayıverdi.
114- Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı
şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız
Allah'ın nimetine şükredin.
115- O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini
ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim
mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü
gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
116- Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi
dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan
uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa
ermezler.
117- (Bu dünyada olup-biten) Pek az bir
metadır. Onlara ise acı bir azap vardır.
118- Yahudi olanlara da, bundan önce sana
aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi
nefislerine zulmediyorlardı.
119- Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu
kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la
beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir.
120- Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir
ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o
müşriklerden değildi.
121- O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah)
Onu seçti ve doğru yola iletti.
122- Ve Biz ona dünyada bir güzellik verdik;
şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
123- Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid)
olan İbrahim'in dinine uy. O, müşriklerden değildi."
124- Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere
(farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin, onların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında
kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
125- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle
çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin
yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.
126- Eğer ceza verecekseniz, size verilen
cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler
için daha hayırlıdır.
127- Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın
yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları
hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.
128- Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve
iyilik edenlerle beraberdir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |