|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
İSRA SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek
için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz
Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, işitendir,
görendir.
2- Musa'ya kitap verdik ve "Benden başka
vekil edinmeyin" diye onu İsrailoğulları'na kılavuz kıldık.
3- (Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın
çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu.
4- Kitapta İsrailoğulları'na şu hükmü verdik:
"Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak
büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz.
5- Nitekim o ikiden ilk-vaid geldiği zaman,
oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin
aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
6- Sonra onlara karşı size tekrar 'güç ve
kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak
sizi sayıca çok kıldık.
7- Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik
etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir.
Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi
'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e
girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler.'
8- Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder,
fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz Biz de (sizi aşağılık kılmaya ve
cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri
kıldık.
9- Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir
ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir
olduğunu müjde verir.
10- Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de
acı bir azap hazırlamışızdır.
11- İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua
etmektedir. İnsan, pek acelecidir.
12- Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık;
gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve
hesabı öğrenmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz, herşeyi
yeterince açıkladık.
13- Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini,
yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış
olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
14- "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap
sorucu olarak sana yeter."
15- Kim hidayete ererse, kendi nefsi için
hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir
başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiçbir
topluma) azap edecek değiliz.
16- Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz
zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle
onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu
kökünden darmadağın ederiz.
17- Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma
uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter,
18- Kim çarçabuk olanı (geçici dünya
arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız,
sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.
19- Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak
ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre
şayandır.
20- Hepsine, onlara da, bunlara da Rabbinin
ihsanından 'arttırarak-veririz.' Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.
21- Onlardan kimini kimine nasıl üstün
tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür,
üstünlük bakımından da daha büyüktür.
22- Allah ile beraber başka ilahlar edinme,
yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış
olursun.
23- Rabbin, O'ndan başkasına kulluk
etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri
veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve
onları azarlama; onlara güzel söz söyle.
24- Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını
ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de
onları esirge."
25- Rabbiniz, sizin içinizdekini daha iyi
bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da, (Kendisi'ne) yönelip
dönenleri bağışlayıcıdır.
26- Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda
kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.
27- Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın
kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.
28- Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir
rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan, bu
durumda onlara yumuşak söz söyle.
29- Elini boynunda bağlanmış olarak kılma,
büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde
kalakalırsın.
30- Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine
-genişletir- yayar ve daraltır. Gerçekten O, kullarından haberi olandır,
görendir.
31- Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı
öldürmeyin; onlara ve size Biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek
büyük bir hata (suç ve günah)dır.
32- Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin
bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur.
33- Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram
kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine
yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım
görmüştür.
34- Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da
en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa
gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.
35- Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve
dosdoğru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha
güzeldir.
36- Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına
düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
37- Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen
ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.
38- Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin
Katında da hoş olmayanlardır.
39- Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak
vahyettiği şeylerdir. Rabbin ile beraber başka ilahlar kılma, yoksa
yerilmiş, kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.
40- Rabbiniz size erkekleri seçti de
meleklerden dişileri mi (Kendine) edindi? Gerçekten siz büyük bir söz
söylemektesiniz.
41- Andolsun, Biz bu Kur'an'da çeşitli
açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha
uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor.
42- De ki: "Eğer söyledikleri gibi O'nunla
beraber ilahlar olsaydı, onlar arşın sahibine mutlaka bir yol ararlardı."
43- O, onların dediklerinden münezzeh, Yüce
ve büyük bir yükseklikle yüksektir.
44- Yedi gök, yer ve bunların içindekiler
O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz
onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır,
bağışlayandır.
45- Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete
inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.
46- Ve onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp
anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen
Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın zaman, 'nefretle
kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
47- Biz onların seni dinlediklerinde ne için
dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir
adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.
48- Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına
bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
49- Dediler ki: "Biz kemikler haline
geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir
yaratılışla diriltileceğiz?"
50- De ki: "İster taş olun, ister demir."
51- "Ya da göğüslerinizde büyümekte olan
(veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." Bizi kim (hayata) geri çevirebilir"
diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana başlarını
alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki
pek yakında."
52- Sizi çağıracağı gün, O'na övgüyle icabet
edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.
53- Kullarıma, sözün en güzel olanını
söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz
şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.
54- Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size
merhamet eder, dilerse sizi azaplandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil
olarak göndermedik.
55- Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en
iyi bilir. Andolsun, Biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık
ve Davud'a da Zebur verdik.
56- De ki: "O'nun dışında (ilah olarak) öne
sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de
(onu yararınıza) dönüştürebilirler.
57- Onların taptıkları da, -hangisi daha
yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun
rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı
korkunçtur.
58- Hiçbir ülke (veya şehir) olmasın ki,
kıyamet gününden önce Biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız veya onu şiddetli
bir azapla azaplandıracağız; bu (muhakkak) o kitapta yazılıdır.
59- Bizi ayet (mucize)ler göndermekten,
öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi
deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu
boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa Biz ayetleri ancak korkutmak için
göndeririz.
60- Hani Biz sana: "Muhakkak Rabbin insanları
çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı insanları
denemek için yaptık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları
korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey
arttırmıyor.
61- Hani, meleklere: "Adem'e secde edin"
demiştik. İblis'in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: "Bir çamur
olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?"
62- Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine
bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu
-pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım.
63- Demişti ki: "Git, onlardan kim sana
uyarsa, şüphesiz sizin cezanız cehennemdir; eksiksiz bir ceza."
64- "Onlardan güç yetirdiklerini sesinle
sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar,
mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun."
Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
65- "Benim kullarım; senin onlar üzerinde
hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter.
66- Sizin Rabbiniz, fazlından aramanız için
denizde gemileri sizin için yürütür. Gerçekten O, size karşı merhametli
olandır.
67- Size denizde bir sıkıntı (tehlike)
dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya
(çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.
68- Kara tarafında sizi yerin dibine
geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga
göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız.
69- Veya sizi bir kere daha ona (denize)
gönderip üzerinize kırıp geçiren bir fırtına salarak nankörlük etmeniz
nedeniyle sizi batırmasına karşı emin misiniz? Sonra onun öcünü Bize karşı
alacak (kimseyi de) bulamazsınız.
70- Andolsun, Biz Ademoğlunu yücelttik;
onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden
rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
71- Her insan-grubunu imamlarıyla
çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını
okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile
haksızlığa uğratılmazlar.
72- Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette
de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.'
73- Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden
başkasını Bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o
zaman seni dost edineceklerdi.
74- Eğer Biz seni sağlamlaştırmasaydık,
andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
75- Bu durumda, Biz sana, hayatın da kat kat,
ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra Bize karşı bir yardımcı
bulamazdın.
76- Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan)
çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az
bir süreden başka kalamazlar.
77- (Bu,) Senden önce gönderdiğimiz
resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
78- Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına
kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid
olunandır.
79- Gecenin bir kısmında kalk, sana aid
nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş
bir makama ulaştırır.
80- Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere)
doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla
çıkar ve Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
81- De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç
şüphesiz batıl yok olucudur."
82- Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet
olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz.
83- İnsana bir nimet verdiğimizde sırt
çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.
84- De ki: "Herkes kendi yaratılışına (fıtrat
tarzına) göre davranır. Şu halde kimin daha doğru yolda olduğunu Rabbin daha
iyi bilir."
85- Sana ruhtan sorarlar; de ki: "Ruh,
Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."
86- Andolsun, eğer dilersek, sana
vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için Bize karşı bir
vekil bulamazsın.
87- (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden
başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
88- De ki: "Eğer bütün ins ve cin
(toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların
bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."
89- Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten
insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak
inkarda ayak direttiler.
90- Dediler ki: "Bize yerden pınarlar
fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız."
91- "Ya da sana ait hurmalıklardan ve
üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar
fışkırtmalısın."
92- "Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü
üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid
olarak) getirmelisin."
93- "Yahut altından bir evin olmalı veya
gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap
indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbimi
yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?"
94- Kendilerine hidayet geldiği zaman,
insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Allah, elçi olarak bir beşeri
mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir.
95- De ki: "Eğer yeryüzünde (insan değil de)
tatmin bulmuş yürüyen melekler olsaydı, Biz de onlara gökten elçi olarak
elbette melek gönderirdik."
96- De ki: "Benimle aranızda şahid olarak
Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."
97- Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o,
hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler
bulamazsın. Kıyamet günü, Biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar
olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun
buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.
98- Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar
etmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan
sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine
karşılık cezalarıdır.
99- Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan
Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe
olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak
direttiler.
100- De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet
hazinelerine malik olsaydınız, bu durumda harcama endişesiyle gerçekten
(cimrilik edip elinizde) tutardınız. İnsan pek cimridir.
101- Andolsun, Biz Musa'ya apaçık dokuz ayet
(mucize) vermiştik; işte İsrailoğulları'na sor; onlara geldiği zaman Firavun
ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.
102- O da: "Andolsun, bunları görülecek
belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de
bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış-harab olmuş sanıyorum" demişti.
103- Böylelikle, onları o yerden
sürüp-sarsıntıya uğratmayı istedi, Biz de onu ve beraberindekileri hep
birlikte boğuverdik.
104- Ve onun ardından İsrailoğulları'na
söyledik: "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret va'di geldiğinde hepinizi
derleyip-toplayacağız."
105- Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik
ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu
olarak gönderdik.
106- Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura
dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile
indirdik.
107- De ki: "İster ona inanın, ister
inanmayın: O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman,
çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler."
108- Ve derler ki: "Rabbimiz Yücedir,
Rabbimiz'in va'di gerçekten gerçekleşmiş bulunuyor."
109- Çeneleri üstüne kapanıp ağlıyorlar ve
(Kur'an) onların huşu (saygı dolu korku)larını arttırıyor.
110- De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman'
diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur."
Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir
yol benimse.
111- Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen,
mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı)
bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |