|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
HAC SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının,
çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.
2- Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi
emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları
da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın
azabı pek şiddetlidir.
3- İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi
olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer.
4- Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse,
şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına
yöneltir."
5- Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir
kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir
damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli
belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek
için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz.
Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için
(sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de,
bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı
ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün,
fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her
güzel çiftten (ürünler) bitirir.
6- İşte böyle; şüphesiz Allah, hakkın
Kendisi'dir ve şüphesiz ölüleri diriltir ve gerçekten herşeye güç
yetirendir.
7- Gerçek şu ki, kıyamet-saati yaklaşarak
gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları
diriltecektir.
8- İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol
göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur.
9- Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla
'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma
vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.
10- (Ey insan) Bu, senin ellerinin önden
takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir.
11- İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan
ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve
eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O,
dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
12- Allah'tan başka, kendisine ne zararı
dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.
13- (Ya da) Zararı, yararından daha yakın
olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.
14- Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde
bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Gerçekten Allah, her
istediğini yapar.
15- Kim, Allah'ın ona, dünyada ve ahirette
kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra
kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?
16- İşte Biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler
olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.
17- Gerçekten iman edenler, Yahudiler,
yıldıza tapanlar (Sabii) Hıristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk
koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah,
herşeyin üzerinde şahid olandır.
18- Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve
yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve
insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azap hak
olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici
yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
19- İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri
konusunda çekiştiler. İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler
biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür.
20- Bununla karınları içinde olanlar ve
derileri eritilmiş olur.
21- Onlar için demirden kamçılar vardır.
22- Ne zaman ordan, sarsıcı-üzüntüden çıkmak
isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın"
(denir).
23- Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve
salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada
altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri
ipek(ten)tir.
24- Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir
ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.
25- Gerçek şu ki, inkar edip Allah yolundan
ve yerlilerle dışarıdan gelenler için eşit olarak (haram ve kıble)
kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara, orada zulmederek adaletten
ayrılanlara acı bir azap taddırırız.
26- Hani Biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini
belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) "Bana hiçbir şeyi ortak
koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi
tertemiz tut."
27- "İnsanlar içinde haccı duyur; gerek yaya,
gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun düşmüş develer
üstünde sana gelsinler."
28- Kendileri için birtakım yararlara şahid
olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine
belli günlerde (kurban adarken) Allah'ın adını ansınlar. Artık bunlardan
yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.
29- Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını
yerine getirsinler. Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.
30- İşte böyle; kim Allah'ın haram
kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin Katında kendisi için
hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal
kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz
söylemekten de kaçının.
31- Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na
(hiçbir) ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş
de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış
gibidir.
32- İşte böyle; kim Allah'ın şiarlarını
yüceltirse, şüphesiz bu, kalplerin takvasındandır.
33- Onlarda sizin için adı konulmuş bir
süreye kadar yararlar vardır. Sonra onların yerleri Beyt-i Atik'tir.
34- Biz her ümmet için bir "Mensek" kıldık,
O'nun kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine
Allah'ın adını ansınlar diye. İşte sizin İlahınız bir tek İlah'tır, artık
yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver.
35- Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri
ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru
kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
36- İri cüsseli develeri size Allah'ın
işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar
bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken Allah'ın
adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara
ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki
şükredersiniz.
37- Onların etleri ve kanları kesin olarak
Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin
için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir
etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver.
38- Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve
sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten Allah, hain
ve nankör olan kimseyi sevmez.
39- Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla,
onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz
Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.
40- Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır"
demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar.
Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması)
olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça
anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım
edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz
olandır.
41- Onlar ki, yeryüzünde kendilerini
yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı
verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu
Allah'a aittir.
42- Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce
Nuh, Ad, Semud kavmi de yalanlamıştı.
43- İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de:
44- Medyen halkı da (peygamberlerini
yalanlamıştı). Musa da yalanlanmıştı. Böylelikle Ben, o inkar edenlere bir
süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış Benim (herşeyi alt üst
edip kökten değiştiren) inkılabım (veya inkarım).
45- (Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız
nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız
durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terk edilmiş bulunmakta), yüksek
sarayları (çın çın ötmektedir).
46- Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı,
böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları
oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler
körelir.
47- Onlar senden, azabın çarçabuk
getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez.
Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan
bin yıl gibidir.
48- Nice ülkeler vardır ki, (halkı)
zulmediyorken Ben ona bir süre tanıdım, sonra yakalayıverdim; dönüş yalnızca
Banadır.
49- De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin
için yalnızca bir uyarıcıyım."
50- Buna göre, iman edip salih amellerde
bulunanlar, onlar için bir bağışlanma (mağfiret) ve üstün bir rızık vardır.
51- Ayetlerimiz konusunda acze düşürücü
çabalar harcayanlar, alevli ateşin halkıdır.
52- Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi
göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun
dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah,
şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra Kendi ayetlerini
sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet
sahibidir.
53- Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları,
kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun
bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler,
(gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.
54- (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin,
bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu
bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş
olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.
55- İnkar edenler ise, kıyamet-saati onlara
apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı
onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür-git
kalacaklardır.
56- Mülk, o gün yalnızca Allah'ındır. O,
aralarında hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar;
nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.
57- İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar;
artık onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.
58- Allah yolunda hicret edip öldürülen veya
ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla
rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
59- Onları, kendisinden gerçekten hoşnut
kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, halimdir.
60- İşte böyle; her kim kendisine yapılan
haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine 'azgınlık ve
saldırıda' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Allah,
affedicidir, bağışlayıcıdır.
61- İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze
bağlayıp katar ve gündüzü geceye bağlayıp-katar. Şüphesiz Allah, işitendir,
görendir.
62- İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta
Kendisi'dir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta
kendisidir. Gerçekten Allah, Yücedir, büyüktür.
63- Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi,
böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, herşeyden
haberdardır.
64- Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur.
Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık
olandır.
65- Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve
denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni
olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara
karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.
66- Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra
da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan pek nankördür.
67- Biz her ümmete bir ibadet tarzı (Mensek)
kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in)de
seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet
üzerindesin.
68- Eğer seninle mücadeleye girişirlerse, de
ki: "Allah, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir."
69- "Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa
düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."
70- Allah'ın, gökte ve yerde olanların
hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır.
Hiç şüphesiz bunlar(ı bilmek), Allah için pek kolaydır.
71- Onlar, Allah'ı bırakıp da (Allah'ın)
kendisine bir delil indirmediği ve haklarında (hiçbir) bilgileri olmayan
şeylere tapıyorlar. Zulmedenler için hiçbir yardımcı yoktur.
72- Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz
okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı'
tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine
çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi?
Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir
duraktır."
73- Ey insanlar, (size) bir örnek verildi;
şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi
bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar.
Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar.
İsteyen de güçsüz, istenen de.
74- Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir
edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, Azizdir.
75- Allah, meleklerden elçiler seçer ve
insanlardan da. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
76- O, önlerindekini ve arkalarındakini
bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
77- Ey iman edenler, rüku edin, secdeye
varın, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin, umulur ki kurtuluş
bulursunuz.
78- Allah adına gerektiği gibi mücadele edin.
O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız
İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda
(Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize
şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru
namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte,
ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |