|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
MÜMİNUN SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Mü'minler gerçekten felah bulmuştur;
2- Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır;
3- Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz
çevirenlerdir;
4- Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini
mutlaka) yerine getirenlerdir;
5- Ve onlar ırzlarını koruyanlardır;
6- Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip
olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir.
7- Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık
onlar sınırı çiğneyenlerdir.
8- (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine
riayet edenlerdir.
9- Onlar, namazlarını da (titizlikle)
koruyanlardır.
10- İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin
nimetlerine) varis olacak onlardır.
11- Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis
olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.
12- Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan
yarattık.
13- Sonra onu bir su damlası olarak,
savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
14- Sonra o su damlasını bir alak (embriyo)
olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası
olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık;
böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik.
Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir.
15- Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek
olanlarsınız.
16- Sonra siz gerçekten kıyamet günü
diriltileceksiniz.
17- Andolsun, Biz sizin üstünüzde yedi yol
yarattık; Biz yaratmada gafiller değiliz.
18- Biz gökten belli bir miktarda su indirdik
ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de
sahibiz.
19- Böylelikle, bununla size hurmalıklardan,
üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler
vardır; sizler onlardan yemektesiniz.
20- Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir
ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte
(ürün vermekte)dir.
21- Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir
ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve
onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
22- Onların üzerinde ve gemilerde
taşınmaktasınız.
23- Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi
olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin.
O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"
24- Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış
önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası
değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne
sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş
atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."
25- "O, kendisinde delilik bulunan bir
adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."
26- "Rabbim" dedi (Nuh). "Beni
yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."
27- Böylelikle Biz ona: "Gözetimimiz altında
ve vahyimizle gemi yap. Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca,
onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz
geçmiş (azap gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler
konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır" diye vahyettik.
28- "Böylece sen, beraberinde olanlarla
gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a
hamd olsun."
29- Ve de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta
indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın."
30- Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve Biz
gerçekten denemeden geçiririz.
31- Sonra onların ardından bir başka
insan-nesli yaratıp-inşa ettik.
32- Onlara da kendi içlerinden: "Allah'a
ibadet edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak
mısınız?" (desin) diye içlerinden bir elçi gönderdik.
33- Kendi kavminden, inkar edip ahirete
kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde
gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir,
kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir."
34- "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere
boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar
olursunuz."
35- "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline
geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı
va'dediyor?"
36- "Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat..."
37- "O (bütün gerçek), yalnızca bizim
(yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız,
biz diriltilecekler değiliz."
38- "O ise, yalnızca bir adam (insan)dır,
Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz."
39- (Peygamber) Dedi ki: "Rabbim, beni
yalanlamalarına karşı bana yardım et."
40- (Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle),
onlar gerçekten pişman olacaklar."
41- Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık)
olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir
süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
42- Sonra onların ardından başka nesiller
yaratıp-inşa ettik.
43- Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tespit
edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.
44- Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi
gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz
de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve
onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için
yıkım olsun.
45- Sonra Musa ve kardeşi Harun'u
ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.
46- Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat
onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu.
47- Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki
beşere mi inanacak mışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kullukta
(kölelikte) bulunmaktadırlar."
48- Böylece onları yalanladılar ve yıkıma
uğrayanlardan oldular.
49- Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik,
belki onlar hidayete erer diye.
50- Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir
ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede
yerleştirdik.
51- Ey elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden
yiyin ve salih amellerde bulunun; çünkü gerçekten ben yapmakta olduklarınızı
biliyorum.
52- İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve
Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının.
53- Ancak onlar, işlerini kendi aralarında
(farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla
yetinip sevinmektedir.
54- Artık sen onları, belli bir süreye kadar
kendi gafletleri içinde bırak.
55- Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine
verdiğimiz mal ve çocuklarla
56- Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya
yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller.
57- Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden
dolayı saygıyla korkanlar,
58- Rablerinin ayetlerine iman edenler,
59- Rablerine ortak koşmayanlar,
60- Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye,
vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;
61- İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar
ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler.
62- Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını
yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir
haksızlığa uğratılmazlar.
63- Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir
gaflet içindedir. Üstelik onların, bunun dışında yapmakta oldukları
(birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar.
64- Nihayet, onların refahtan şımaran önde
gelenlerini azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı
basacaklar.
65- Bugün feryad etmeyin, çünkü Bizden yardım
göremezsiniz.
66- Gerçekten Benim ayetlerim size
okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;
67- Buna (ayetlerime) karşı büyüklük
taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.
68- Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği
gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi
geldi?
69- Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki,
şimdi onu inkar ediyorlar?
70- Yahut: "Onda bir delilik var" mı
diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu
hakkı çirkin karşılıyorlar.
71- Eğer hak, onların heva (istek ve
tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde
olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve
şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden
yüz çeviriyorlar.
72- Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun?
İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık
verenlerin en hayırlısıdır.
73- Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir
yola çağırıyorsun.
74- Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz
yoldan sapanlardır.
75- Eğer onlara merhamet eder ve onlara
dokunan zararı gideriverirsek, taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarını
sürdürecekler.
76- Andolsun, Biz onları azapla
yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve
yakarıp-yalvarmadılar.
77- Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan
bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını
kaybettiler.
78- O, sizin için kulakları, gözleri ve
gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.
79- O, sizi yeryüzünde yaratıp-türetendir ve
hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.
80- O, yaşatan ve öldürendir; gece ile
gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de
aklınızı kullanmayacak mısınız?
81- Hayır; onlar, geçmiştekilerin
söylediklerinin benzerini söylediler.
82- Dediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir
kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz?"
83- "Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden
önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka
bir şey değildir."
84- De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:)
Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"
85- "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de
öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"
86- De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın
Rabbi kimdir?"
87- "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de
sakınmayacak mısınız?"
88- De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:)
Herşeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup
kolluyorken Kendisi korunmuyor."
89- "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse
nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?"
90- Hayır, Biz onlara hakkı getirdik, ancak
onlar gerçekten yalancıdırlar.
91- Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir ve
O'nunla birlikte hiçbir İlah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette
kendi yarattığını götürüverirdi ve (ilahların) bir kısmına karşı üstünlük
sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden Yücedir.
92- Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir;
onların ortak koştuklarından Yücedir.
93- De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dolunan
(azab)ı mutlaka bana göstereceksen,"
94- "Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin
içinde bırakma."
95- Gerçek şu ki Biz, onları tehdit ettiğimiz
şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
96- Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; Biz,
onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
97- Ve de ki: "Rabbim, şeytanın
kışkırtmalarından Sana sığınırım."
98- "Ve onların benim yanımda bulunmalarından
da Sana sığınırım Rabbim."
99- Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği
zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin."
100- "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih
amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da
kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne
kadar bir engel (berzah) vardır.
101- Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o
gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak
soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.
102- Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte
onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
103- Kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar
da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak
olanlardır.
104- Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar
da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle
kalıverirler.
105- Ayetlerim size okunuyorken,
yalanlayanlar sizler değil miydiniz?
106- Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz
bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz."
107- "Rabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar,
eğer yine (inkara) dönersek, artık gerçekten zalim kimseler oluruz."
108- Der ki: "Onun içine sinin ve Benimle
söyleşmeyin."
109- "Çünkü gerçekten Benim kullarımdan bir
grup: “Rabbimiz, iman ettik, Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen
merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de,"
110- "Siz onları alay konusu edinmiştiniz;
öyle ki, size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz."
111- "Bugün Ben, gerçekten onların
sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa'
erenlerdir."
112- Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde
ne kadar kaldınız?"
113- Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün
birazı kadar kaldık, sayanlara sor."
114- Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman)
kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,"
115- "Bizim, sizi boş bir amaç uğruna
yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi
sanmıştınız?"
116- Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan
başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.
117- Kim Allah ile beraber ona ilişkin
geçerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın başka bir İlah'a taparsa, artık
onun hesabı Rabbinin Katındadır. Şüphesiz inkar edenler kurtuluşa eremezler.
118- Ve de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet
et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |