|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
ANKEBUT SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Elif, Lam, Mim.
2- İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek,
sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?
3- Andolsun, onlardan öncekileri sınadık;
Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da
bilmektedir.
4- Yoksa kötülükleri yapanlar, Bizi (aşıp)
geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar?
5- Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa hiç
şüphesiz Allah'ın (tespit ettiği) süresi yaklaşarak-gelmektedir. O,
işitendir, bilendir.
6- Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi
için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.
7- İman edip salih amellerde bulunanlar ise;
Biz şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve şüphesiz yaptıklarının en
güzeliyle karşılık vereceğiz.
8- Biz insana, anne ve babasına (karşı)
güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin
olmayan şeyle Bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa,
bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Artık yaptıklarınızı size
haber vereceğim.
9- İman edip salih amellerde bulunanlar ise;
elbette onları salihlerin arasına katacağız.
10- İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a
iman ettik" der; fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların
(kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi
sayar; ama Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse, andolsun: "Biz gerçekten
sizlerle birlikteydik” demektedirler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde
olanı daha iyi bilen değil midir?
11- Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte
ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.
12- İnkar edenler, iman edenlere dedi ki:
"Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim.” Oysa kendileri,
onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar,
elbette yalancıdırlar.
13- Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem
kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü,
düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.
14- Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi
olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı.
Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
15- Böylece Biz onu ve gemi halkını kurtardık
ve bunu alemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir olay) kılmış
olduk.
16- İbrahim de; hani kavmine demişti ki:
"Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha
hayırlıdır."
17- "Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım
putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin
Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse
rızkı Allah'ın Katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na
döndürüleceksiniz."
18- "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki
ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise,
yalnızca açık bir tebliğdir."
19- Onlar görmediler mi ki, Allah yaratmaya
nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz, bu Allah'a göre kolaydır.
20- De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da,
böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret
yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah,
herşeye güç yetirendir.
21- Dilediğini azaplandırır, dilediğine
merhamet eder. O'na çevrilip-götürüleceksiniz.
22- Siz yerde ve gökte (Allah'ı) aciz
bırakamazsınız. Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de
yoktur.
23- Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı
'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir;
ve işte onlar, acı azap onlarındır.
24- Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı
yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten
kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.
25- (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten,
Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları
(ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar
edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma
yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur."
26- Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi
ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve
üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
27- Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik
ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı)
kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır.
28- Lut da; hani kavmine demişti: "Siz
gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir
utanmazlığı' yapıyorsunuz."
29- "Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol
kesecek ve biraraya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun
üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın
azabını getir" demek oldu.
30- Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu)
kavme karşı bana yardım et."
31- Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile
geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin halkını yıkıma
uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular.”
32- Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır."
Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu Biz daha iyi biliriz. Kendi karısı
dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak
olanlardandır."
33- Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o,
bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya düşme ve
hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız. O ise,
arkada kalacaktır."
34- "Şüphesiz Biz, fasıklık yapmalarından
dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz."
35- Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim
için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
36- Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı
(gönderdik) Böylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin ve ahiret
gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."
37- Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine
onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz
üstü çökmüş olarak sabahladılar.
38- Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık).
Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır.
Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan
alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.
39- Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma
uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak
yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azaptan kurtulup) geçecek değillerdi.
40- İşte Biz, onların her birini kendi
günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası
gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine
geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar
kendi nefislerine zulmediyorlardı.
41- Allah'ın dışında başka veliler
edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki,
evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.
42- Allah, Kendi dışında hangi şeye
taptıklarını şüphesiz bilir. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet
sahibidir.
43- İşte bu örnekler; Biz bunları insanlara
vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
44- Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı.
Şüphesiz, bunda iman edenler için bir ayet vardır.
45- Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı
dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve
kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür.
Allah, yaptıklarınızı bilir.
46- İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere,
Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin
ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız
da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
47- İşte Biz sana böyle bir Kitap indirdik.
Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar
(putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. İnkarcılardan başkası
Bizim ayetlerimizi inkar etmez.
48- Bundan önce sen hiç kitap okuyan değildin
ve onu sağ elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, batılda olanlar kuşkuya
kapılırlardı.
49- Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin
göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmedenlerden başkası, Bizim
ayetlerimizi inkar etmez.
50- Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler
(birtakım mucizeler) indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler yalnızca
Allah'ın Katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."
51- Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana
indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için
gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
52- De ki: "Benimle sizin aranızda şahid
olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve
Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."
53- Azap konusunda senden acele (davranmanı)
istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı,
herhalde onlara azap gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara
kuşkusuz apansız geliverecektir.
54- Azap konusunda senden acele (davranmanı)
istiyorlar. Oysa cehennem, o inkar edenleri gerçekten kuşatıp-durmaktadır.
55- Azabın onları üstlerinden ve ayaklarının
altından kaplayacağı gün (Allah): "Yaptıklarınızı tadın" der.
56- Ey iman eden kullarım, şüphesiz Benim
arzım geniştir; artık yalnızca Bana ibadet edin.
57- Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Bize
döndürüleceksiniz.
58- İman edip salih amellerde bulunanlar;
onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin
yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların
ecri ne güzeldir.
59- Ki onlar, sabredenler ve Rablerine
tevekkül edenlerdir.
60- Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı
vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.
61- Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim
yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan,
şüphesiz: "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?
62- Allah, kullarından dilediğine rızkı
yayıp-genişletir, (ve) kısar da. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.
63- Andolsun onlara: "Gökten su indirip de
ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz:
"Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu
akletmiyorlar.
64- Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve
'(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise,
asıl hayat odur. Bir bilselerdi.
65- Onlar gemiye bindikleri zaman, dini
yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Allah'a yalvarıp
yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.
66- Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e
nankörlük etsinler ve yararlanıp-metalansınlar diye. Ancak onlar yakında
bileceklerdir.
67- Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar
kapılıp-yağma edilirken, Biz Harem (Mekke)yi güvenilir (ve dokunulmaz)
kıldık? Yine de onlar, batıla inanıp Allah'ın nimetlerine nankörlük mü
ediyorlar?
68- Allah hakkında yalan uydurup iftira
edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim
kimdir? İnkar edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?
69- Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz
yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun.
www.etarih.net |