|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
LOKMAN SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Elif, Lam, Mim.
2- Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir;
3- Muhsin olanlara bir hidayet ve bir
rahmettir.
4- Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı
verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.
5- İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet
üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.
6- İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce
Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün
'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azap
vardır.
7- Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki
işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak
(müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
8- (Ancak) Gerçekten iman edip salih
amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle-donatılmış cennetler vardır.
9- Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın
va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
10- O, gökleri dayanak olmaksızın
yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye
sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten
su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
11- Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde,
O'nun dışında olanların yarattıklarını Bana gösterin. Hayır, zulmedenler,
açıkça bir sapıklık içindedirler.
12- Andolsun, Lukman'a "Allah'a şükret" diye
hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkar
ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç
olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O'na aittir).
13- Hani Lukman oğluna -öğüt vererek- demişti
ki; "Ey oğlum, Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir
zulümdür."
14- Biz insana anne ve babasını (onlara
iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla
(karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem
Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır."
15- Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve
baban) hakkında bir bilgin olmayan şeyi Bana şirk koşman için, sana karşı
çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın)
da onlara iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve Bana
'gönülden-katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz
yalnızca Banadır, böylece Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
16- "Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir
hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da
göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir
(açığa çıkarır). Şüphesiz Allah, latif olandır, (herşeyden) haberdardır."
17- "Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu
emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret.
Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.
18- "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme)
ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp
böbürleneni sevmez."
19- "Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden
de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten
eşeklerin sesidir."
20- Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah,
göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin
üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır. (Buna rağmen) İnsanlardan
öyleleri vardır ki, hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı
bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur.
21- Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun"
denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye
uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı
(buna uyacaklar)?
22- Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü
(kendini) Allah'a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulpa
yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır.
23- Kim de inkar ederse, artık onun inkarı
seni hüzne kaptırmasın. Onların dönüşü Bizedir, artık Biz de onlara
yaptıklarını haber vereceğiz. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı olanı
bilendir.
24- Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak
metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.
25- Andolsun onlara; "Gökleri ve yeri kim
yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız; "Allah" diyecekler. De ki; "Hamd
Allah'ındır." Hayır, onların çoğu bilmezler.
26- Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır.
Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid
(hamd da yalnızca O'na ait)tir.
27- Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve
deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de
Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür,
hüküm ve hikmet sahibidir.
28- Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz
yalnızca tek bir kişi(yi yaratıp sonra diriltmek) gibidir. Şüphesiz Allah,
işitendir, görendir.
29- Görmüyor musun ki, gerçekten Allah,
geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. Güneş ile
ayı emre amade kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar akıp
gider. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
30- İşte-böyle; şüphesiz Allah, O, Hak
olandır ve şüphesiz O'nun dışında taptıkları (tanrılar) ise, batıldır.
Şüphesiz Allah, Yücedir, büyüktür.
31- Görmüyor musun ki, size ayetlerinden
(bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp
gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten
ayetler vardır.
32- Onları kara gölgeler gibi dalgalar
sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak
Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya
çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim
ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.
33- Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının
ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu
için bir karşılık veremez ve (hiç)bir çocuk da babası için bir şeyi
verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya
hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile
aldatmasın.
34- Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz
Allah'ın Katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse,
yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez.
Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |