|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
AHZAB SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere
ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet
sahibidir.
2- Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz
Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
3- Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah
yeter.
4- Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu
içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu
yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı,
evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca)
ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola
yöneltip-iletir.
5- Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına
nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir. Eğer babalarını
bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata
olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak
kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah,
bağışlayandır, esirgeyendir.
6- Peygamber, mü'minler için kendi
nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim
sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitab'ında birbirlerine öteki
mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere
yapacaklarınız başka; bunlar Kitap'ta yazılmış bulunmaktadır.
7- Hani Biz peygamberlerden kesin sözlerini
almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz
onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
8- Doğru olanlara doğruluk (ve
bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azap
hazırlamıştır.
9- Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki
nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece Biz de onların
üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah,
yaptıklarınızı görendir.
10- Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt
tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı
ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.
11- İşte orada, iman edenler, sınanmış ve
şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.
12- Hani, münafık olanlar ve kalplerinde
hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey
vadetmedi" diyorlardı.
13- Onlardan bir grup da hani şöyle demişti:
"Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu
halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye
Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar
yalnızca kaçmak istiyorlardı.
14- Eğer onlara (şehrin her) yanından
girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş
olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında
(kararsız) kalmazlardı.
15- Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını
dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz
(ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.
16- De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten
kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile,
pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız."
17- De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa
sizi Allah'tan koruyacak, veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel
olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir
yardımcı bulamazlar.
18- Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları
ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında
zorlu-savaşlara gelmezler.
19- (Geldiklerinde de) Size karşı 'cimri ve
bencildirler.' Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık
çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün.
Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin
dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir;
böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek
kolaydır.
20- Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin
gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde
bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu
ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.
21- Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret
gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü’nde güzel
bir örnek vardır.
22- Mü'minler (düşman) birliklerini
gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve
Resûlü’nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve
(bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.
23- Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır
ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi
adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile
(sözlerini) değiştirmediler.
24- Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru
olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da
dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir.
Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
25- Allah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle
geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve
zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve
galib olandır.
26- Kitap Ehlinden onlara arka çıkanları da
kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir
kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz.
27- Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına,
mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, herşeye
güç yetirendir.
28- Ey peygamber, eşlerine söyle: "Eğer siz
dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi
yararlandırayım ve güzel bir salma tarzıyla sizi salıvereyim."
29- "Eğer siz Allah'ı, Resûlü’nü ve ahiret
yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte
bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır."
30- Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık
bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak artırılır. Bu
da Allah'a göre pek kolaydır.
31- Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü’ne
gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat
veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.
32- Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan
herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle
söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf
bir tarzda söyleyin.
33- Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi
karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi,
siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin,
Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri
(günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
34- Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın
ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar
olandır.
35- Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman
kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden
erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve
sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla
(Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka
veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan
kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar,
Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte)
bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.
36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği
zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine
göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık
gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.
37- Hani sen, Allah'ın kendisine nimet
verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve
Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı
şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok
daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle
evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini
kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda
mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
38- Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i
yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) Daha önce
gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir
edilmiş bir kaderdir.
39- Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın
risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın
dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter.
40- Muhammed, sizin erkeklerinizden
hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin
sonuncusudur. Allah, herşeyi bilendir.
41- Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.
42- Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin.
43- O'dur ki, sizi karanlıklardan nura
çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O,
mü'minleri çok esirgeyicidir.
44- O'na kavuşacakları gün, onların dirlik
temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.
45- Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir
şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
46- Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur
saçan bir çerağ olarak (gönderdik).
47- Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar
için Allah'tan büyük bir fazl vardır.
48- Kafirlere ve münafıklara itaat etme,
eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
49- Ey iman edenler, mü’min kadınları
nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için
üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın
(onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları
salıverin.
50- Ey Peygamber, gerçekten Biz sana
ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak
verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile
seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının
kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere
hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da,
-mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal
kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri)
konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size
bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok
bağışlayandır, çok esirgeyendir.
51- Onlardan dilediğini geri bırakır,
dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek
duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin
aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut
olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir.
Allah bilendir, halimdir.
52- Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları
başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal
olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah herşeyi
gözetleyip denetleyendir.
53- Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin
evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini
beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın
ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da
sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan
(peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından
isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha
temizdir. Allah'ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini
nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah
Katında çok büyük (bir günah)tır.
54- Bir şeyi açığa vursanız da, saklı
tutsanız da; şüphesiz Allah, herşeyi bilici olandır.
55- Onlar için babaları, oğulları,
kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,
kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca
yoktur. (Ey Müslüman kadınlar) Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, herşeye
şahid olandır.
56- Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere
salat ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salat edin ve tam bir
teslimiyetle O'na selam verin.
57- Gerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet
edenler; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için
aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır.
58- Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara
irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir
iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
59- Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve
mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine
giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet
görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok
esirgeyendir.
60- Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde
hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar
(bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara
saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.
61- Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele
geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.
62- (Bu,) Daha önceden gelip-geçenler
hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak
bir değişiklik bulamazsın.
63- İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar;
de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki
kıyamet-saati pek yakın da olabilir.
64- Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve
onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.
65- Orda ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne
bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.
66- Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği
gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl’e
itaat etseydik."
67- Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz,
efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan
saptırmış oldular."
68- "Rabbimiz, onlara azaptan iki katını ver
ve büyük bir lanet ile lanet et."
69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler
gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O,
Allah Katında vecihti.
70- Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve
sözü doğru söyleyin.
71- Ki O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin
ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o
en büyük kurtuluşla kurtulmuştur.
72- Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere,
yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan
korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
73- Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve
münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak;
mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok
bağışlayandır, çok esirgeyendir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |