|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
SAD SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;
2- Hayır; o inkar edenler (boş) bir gurur ve
bir parçalanma içindedirler.
3- Biz kendilerinden önce, nice kuşakları
yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı
değildi.
4- İçlerinden kendilerine bir uyarıcının
gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür."
5- "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu
bu, şaşırtıcı bir şey."
6- Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün,
ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye
çekip gitti.
7- "Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi
boş bir uydurmadan başkası değildir."
8- "Zikir (Kur'an), içimizden ona mı
indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır,
onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.
9- Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız
bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
10- Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi
arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan
ve güç bularak göğe) yükselsinler.
11- Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma
bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).
12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar
sahibi Firavun da yalanlamıştı.
13- Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte
onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
14- Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece
azapla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
15- Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık
gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
16- (Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz,
hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver."
17- Sen onların söylediklerine karşı sabret
ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve
davranışında Allah'a) yönelen biriydi.
18- Doğrusu Biz dağlara boyun eğdirdik, akşam
ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
19- Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi
onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
20- Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet
ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
21- Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani
mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan
tırmanmışlardı.
22- Davud'a girdiklerinde, o, onlardan
ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta
bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi
doğru yolun ortasına yöneltip-ilet."
23- "Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz
koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma
(koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."
24- (Davud) Dedi ki: "Andolsun senin
koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu,
(emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine
karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka.
Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi
sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve
(Bize gönülden) yönelip-döndü.
25- Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun
Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
26- "Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni
yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet,
istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır.
Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı
şiddetli bir azap vardır."
27- Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi
arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkar edenlerin
zannıdır. Ateşten (görecekleri azaptan) dolayı vay o inkar edenlere.
28- Yoksa Biz, iman edip salih amellerde
bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da
muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?
29- (Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye
düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz
mübarek bir Kitap'tır.
30- Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O,
ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
31- Hani ona akşama yakın, bir ayağını
tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar
sunulmuştu.
32- O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal
(veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu
atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.
33- "Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra
(onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
34- Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik,
tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
35- "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç
kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız
armağan edensin."
36- Böylece rüzgarı onun buyruğu altına
verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
37- Şeytanları da; her bina ustasını ve
dalgıç olanı.
38- Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam
kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
39- "İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey
Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."
40- Şüphesiz, onun Bizim Katımız'da gerçekten
bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
41- Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o:
"Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine
seslenmişti.
42- "Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek
soğuk (su, diye vahyettik.).
43- Katımız'dan ona bir rahmet ve temiz akıl
sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini
de bağışladık.
44- "Ve eline bir deste (sap) al, böylece
onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne
güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
45- Güç ve basiret sahibi olan kullarımız
İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla.
46- Gerçekten Biz onları, katıksızca
(ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.
47- Ve gerçekten onlar, Bizim Katımız'da
seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
48- İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de
hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
49- Bu, bir zikirdir. Şüphesiz muttakiler
için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
50- Adn cennetleri; kapılar onlara
açılmıştır.
51- İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda
birçok meyve ve şarap istemektedirler.
52- Ve yanlarında bakışlarını yalnızca
eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
53- İşte hesap günü size va'dedilen budur.
54- Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip
tükenmesi de yok.
55- Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için
de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
56- Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü
bir yataktır o.
57- İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve
irin.
58- Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan
daha beter azaplar) vardır.
59- (Müşrik olan hakim güçlere:) "İşte
bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara
bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir).
60- (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır,
sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz.
Ne kötü bir durak."
61- Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim
önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır."
62- Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki,
kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz."
63- Biz onları bir alay konusu edinmiştik;
yoksa gözler mi onlardan kaydı?"
64- Bu, cehennem halkının birbiriyle
çekişmesi kesin bir gerçektir.
65- De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir
olan, kahreden Allah'tan başka bir İlah yoktur."
66- "Göklerin, yerin ve ikisi arasında
bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır."
67- De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
68- Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
69- "Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp
dururken, benim hiçbir bilgim yoktur."
70- "Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı
olduğum vahyolunmaktadır."
71- Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben,
çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti.
72- "Onu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan
üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın."
73- Meleklerin hepsi topluca secde etti;
74- Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve
kafirlerden oldu.
75- (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle
yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa
yüksekte olanlardan mı oldun?"
76- Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen
beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
77- (Allah) Dedi ki: "Öyleyse ordan
(cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın."
78- "Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap)
gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir."
79- Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların
dirilecekleri güne kadar bana süre tanı."
80- Dedi ki: "O halde, süre
tanınanlardansın."
81- "Bilinen vaktin gününe kadar."
82- Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun,
ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım."
83- "Ancak onlardan, muhlis olan kulların
hariç."
84- (Allah) "İşte bu haktır ve Ben hakkı
söylerim" dedi.
85- "Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi
olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım."
86- (Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı
sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden
de değilim."
87- "O (Kur'an), alemler için yalnızca bir
zikir (öğüt ve hatırlatma)dir."
88- "Gerçekten onun haberini bir zaman sonra
öğreneceksiniz."
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |