|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
MÜMİN SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Ha, Mîm.
2- Bu Kitab'ın indirilmesi, Aziz, Alim olan
Allah'tandır;
3- Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden,
cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka İlah
yoktur. Dönüş O'nadır.
4- Allah'ın ayetleri konusunda inkar
edenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp
dolaşması seni aldatmasın.
5- Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı
ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini
(susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak
için, 'batıla-dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları
yakalayıverdim. Artık Benim cezalandırmam nasılmış?
6- Senin Rabbinin kafirler üzerindeki:
"Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.
7- Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde
bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman
edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından
herşeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve Senin yoluna tabi olanlara mağfiret
et ve onları cehennem azabından koru."
8- "Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki
onlara (bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih
olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet
sahibisin."
9- "Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen,
kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük
'kurtuluş ve mutluluk' budur.
10- Şüphesiz küfredenlere de (şöyle)
seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize
gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar
ediyordunuz.
11- Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere
öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi
çıkış için bir yol var mı?"
12- "Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir
olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda
inanıp-onayladınız. Artık hüküm, Yüce, büyük olan Allah'ındır."
13- O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin
için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt
alıp-düşünmez.
14- Öyleyse, dini yalnızca O'na halis
kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.
15- Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi
(Allah), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp-korkutmak için, Kendi
emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.
16- O gün, orta yere çıkarlar. Onlardan
hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz. (Allah sorar:) "Bugün mülk kimindir?
Bir olan, Kahhar olan Allah'ındır."
17- Bugün her bir nefis, kendi kazandığıyla
karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı seri görendir.
18- Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar;
o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne
koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.
19- (Allah,) Gözlerin hainliklerini ve
göğüslerin sakladıklarını bilir.
20- Allah hak ile hükmeder. Oysa O'nu bırakıp
taptıkları hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
21- Onlar, yeryüzünde gezip-dolaşmıyorlar mı
ki, böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir
görsünler. Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden
daha üstün idiler. Fakat Allah, onları günahları dolayısıyla (azapla)
yakalayıverdi. Onları Allah'tan koruyacak kimse olmadı.
22- Çünkü gerçekten onlar, Resulleri
kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar inkar ederlerdi. Bu
yüzden Allah, onları (azapla) yakalayıverdi. Şüphesiz O, kuvvetli olandır,
cezalandırması şiddetlidir.
23- Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve
apaçık bir delille gönderdik;
24- Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar:
(Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler.
25- Böylece, o, Katımız'dan kendilerine bir
hak ile geldiği zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman edenlerin erkek
çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." Ancak kafirlerin
hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.
26- Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı
öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi
değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum."
27- Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap
gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize
sığınırım."
28- Firavun ailesinden imanını gizlemekte
olan mü'min bir adam dedi ki: "Siz, benim Rabbim Allah'tır diyen bir adamı
öldürüyor musunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş
bulunuyor. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir; ve
eğer doğru sözlü ise, (o zaman da) size va'dettiklerinin bir kısmı size
isabet eder. Şüphesiz Allah, ölçüyü taşıran, çok yalan söyleyen kimseyi
hidayete erdirmez."
29- "Ey Kavmim, bugün mülk sizindir,
yeryüzünde hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah’tan dayanılmaz bir
azap gelecek olursa bize kim yardımcı olabilecek?" Firavun dedi ki: "Ben,
size yalnızca gördüğümü (kendi görüşümü) gösteriyorum ve ben sizi doğru
yoldan da başkasına yöneltmiyorum."
30- İman eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, ben
o fırkaların gününe benzer (bir günün felaketine uğrarsınız) diye
korkuyorum."
31- "Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra
gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez."
32- "Ve ey kavmim, doğrusu ben sizin için o
feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum."
33- "Arkanızı dönüp kaçacağınız gün; sizi
Allah'tan koruyacak yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğruya
yöneltecek bulunmaz."
34- "Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık
belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp
durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; "Allah, ondan sonra
kesin olarak bir elçi göndermez." İşte Allah, ölçüyü taşıran, şüpheci
kimseyi böyle saptırır."
35- "Ki onlar, Allah'ın ayetleri konusunda
kendilerine gelmiş bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar. (Bu,)
Allah Katında da, iman edenler katında da büyük bir öfke (sebebi)dir. İşte
Allah, her mütekebbir zorbanın kalbini böyle mühürler."
36- Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana
yüksek bir kule bina et; belki o yollara ulaşabilirim,"
37- "Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın
ilahına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum." İşte
Firavun'a, kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un
hileli-düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.
38- İman eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, siz
bana tabi olun, ben sizi doğru yola iletip-yönelteyim."
39- "Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı,
yalnızca bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl)
karar kılınan yurt odur."
40- "Kim bir kötülük işlerse, kendi mislinden
başkasıyla ceza görmez; kim de -erkek olsun, dişi olsun- bir mü'min olarak
salih bir amelde bulunursa, işte onlar, içinde hesapsız olarak
rızıklandırılmak üzere cennete girerler."
41- "Ey kavmim, ne oluyor ki ben sizi
kurtuluşa çağırıyorken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."
42- "Siz beni Allah'a (karşı) inkar etmeye ve
hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise
sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum.
43- "İmkanı yok; gerçekten sizin beni
kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda
bulunma (yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama)sı yoktur. Şüphesiz, bizim
dönüşümüz Allah'adır. Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkıdırlar."
44- "İşte size söylediklerimi yakında
hatırlayacaksınız. Ben de işimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kulları
pek iyi görendir."
45- Sonunda Allah, onların kurdukları
hileli-düzenlerinin kötülüklerinden onu korudu ve Firavun'un çevresini de
azabın en kötüsü kuşatıverdi.
46- Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli
olanına sokun" (denecek).
47- Ateşin içinde, iddialar öne sürüp
karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler
ki: "Gerçekten biz, size uymuş (teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz,
ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?
48- Büyüklenen (müstekbir)ler derler ki: "Biz
hepimiz (ateşin) içindeyiz; gerçekten Allah, kullar arasında hüküm verdi
(artık)."
49- Ateşin içinde olanlar, cehennem
bekçilerine dediler ki: "Rabbinize dua edin; azaptan bir günü (olsun) bize
hafifletsin."
50- (Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık
belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu
halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan
başkası değildir.
51- Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman
edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün
elbette yardım edeceğiz.
52- Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir
yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de.
53- Andolsun Biz Musa'ya hidayeti verdik ve
İsrailoğulları'na kitabı miras bıraktık.
54- (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir
hidayet rehberi ve bir zikirdir.
55- Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın
va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile
tesbih et.
56- Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan
hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere
gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük
(isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla
işiten, hakkıyla görendir.
57- Elbette göklerin ve yerin yaratılması,
insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.
58- Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz;
iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt
alıp-düşünüyorsunuz.
59- Şüphesiz kıyamet-saati, yaklaşarak
gelmektedir; bunda hiçbir kuşku yok. Ancak insanların çoğu iman etmiyorlar.
60- Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size
icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler;
cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.
61- Allah, kendisinde sükun bulmanız için
geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah,
insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu
şükretmiyorlar.
62- İşte bu, sizin Rabbiniz Allah'tır;
herşeyin Yaratıcısı'dır; O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da
çevriliyorsunuz?
63- İşte, Allah'ın ayetlerini inkar edenler
böyle çevriliyorlar.
64- Allah, yeryüzünü sizin için bir karar,
gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir
biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte
sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir.
65- O, Hayy (diri) olandır. O'ndan başka İlah
yoktur; öyleyse dini yalnızca Kendisi'ne halis kılanlar olarak O'na dua
edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun.
66- De ki: "Bana apaçık belgeler gelince,
sizin Allah'tan başka taptıklarınıza kulluk etmekten kesin olarak menedildim
ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."
67- O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla
sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak
çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız
için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına
son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı
kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).
68- Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin
olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir.
69- Allah'ın ayetleri hakkında mücadele
edenleri görmüyor musun; nasıl da döndürülüyorlar?
70- Ki onlar, Kitab'ı ve elçilerimizle
gönderdiğimiz şeyleri yalanladılar. Artık yakında bileceklerdir.
71- Boyunlarında demir-halkalar ve
(ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler;
72- Kaynar suyun içinde; sonra ateşte
tutuşturulacaklar.
73- Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk
koştuklarınız nerede?"
74- "Allah'ın dışında (taptıklarınız)."
Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer)
hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle
şaşırtıp-saptırır.
75- İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere
şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.
76- İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin
kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.
77- Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz
Allah'ın va'di haktır. Sonunda ya onlara va'dettiğimiz (azab)in bir kısmını
sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar Bize
döndürülecekler.
78- Andolsun, Biz senden önce elçiler
gönderdik; onlardan kimini sana aktarıp-anlattık ve kimini anlatmadık.
Herhangi bir elçiye, Allah'ın izni olmaksızın bir ayeti getirmek olacak şey
değildir. Allah'ın emri geldiği zaman hak ile hüküm verilir ve işte burada
(hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar hüsrana uğramışlardır.
79- Allah O'dur ki, kimine binmeniz, kiminden
yemeniz için size (bir yarar olmak üzere) davarları var etti.
80- Onlarda sizin için yararlar vardır.
Onların üstünde göğüslerinizde olan bir hacete (ihtiyaca ve arzuya)
ulaşırsınız; onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız.
81- Size Kendi ayetlerini gösteriyor; artık
Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz?
82- Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki,
kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar,
kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından
daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey
sağlayamadı.
83- Resulleri kendilerine apaçık belgeler
getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip-böbürlendiler
de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.
84- Bizim dayanılmaz-azabımızı gördükleri
zaman, dediler ki: "Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na şirk koştuğumuz
şeyleri de inkar ettik."
85- Ama Bizim dayanılmaz-azabımızı gördükleri
zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları
arasında sürüp-giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |