|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
MUHAMMED SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Onlar ki inkar ettiler ve Allah'ın
yolundan alıkoydular, (işte Allah da) onların amellerini giderip-boşa
çıkarmıştır.
2- İman edip salih amellerde bulunan ve
Muhammed'e indirilen (Kur'an)a -ki o Rablerinden bir haktır- iman edenlerin
(Allah), kötülüklerini örtüp-bağışlamış, durumlarını düzeltip-ıslah
etmiştir.
3- İşte böyle; hiç şüphesiz, inkar edenler
batıl olana uymuşlar; ve hiç şüphesiz, iman edenler Rablerinden olan hakka
uymuşlardır. İşte Allah, insanlara kendi örneklerini böyle vererek
gösteriyor.
4- Öyleyse, inkar edenlerle (savaş sırasında)
karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları
'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı
tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye
(karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin).
İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı.
Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda
öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz.
5- Onları hidayete erdirecek ve durumlarını
düzeltip-ıslah edecektir.
6- Ve onları, kendilerine tarif
edip-tanıttığı cennete sokacaktır.
7- Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah
adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve
sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.
8- İnkar edenler ise, yüzükoyun-düşüş, onlara
olsun; (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmıştır.
9- İşte böyle; çünkü onlar, Allah'ın
indirdiğini çirkin (kerih) gördüler, bundan dolayı, O da, onların amellerini
boşa çıkardı.
10- Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı
ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Allah,
onları yerle bir etti. O kafirler için de bunun bir benzeri vardır.
11- İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin
velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur.
12- Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde
bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkar edenler ise,
metalanırlar ve hayvanların yemesi gibi yerler; ateş, onlar için bir
konaklama yeridir.
13- Seni sürüp-çıkaran memleketinden kuvvet
bakımından daha üstün nice memleketler vardı ki, Biz onları yıkıma uğrattık
da kendileri için hiçbir yardımcı yoktu.
14- Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde
bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi
heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir?
15- Takva sahiplerine va'dedilen cennetin
misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten
ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan
ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden
bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi
olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen
kimseler gibi olur mu?
16- Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim
yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: "O biraz önce
ne söyledi?" İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar
kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.
17- Hidayeti bulmuş olanlara gelince;
(Allah,) hidayetlerini artırmış ve takvalarını vermiştir.
18- Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine
apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri
gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara
neyi sağlar?
19- Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka
İlah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için
mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama
yerinizi de.
20- İman edenler, derler ki: "(Savaş izni
için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri
geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların,
üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını
gördün. Oysa onlara evla (olan):
21- İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş,
kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat
gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
22- Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele
alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık
bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?
23- İşte bunlar; Allah onları lanetlemiş,
böylece (kulaklarını) sağırlaştırmış ve basiret (göz)lerini de kör etmiştir.
24- Öyle olmasa, Kur'an'ı iyiden iyiye
düşünmezler miydi? Yoksa birtakım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş?
25- Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça
belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve
uzun emellere kaptırmıştır.
26- İşte böyle; çünkü gerçekten onlar,
Allah'ın indirdiğini çirkin karşılayanlara dediler ki: "Size bazı işlerde
itaat edeceğiz." Oysa Allah, sakladıkları şeyleri (sır olarak
konuştuklarını) biliyor.
27- Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına
vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak?
28- İşte böyle; çünkü gerçekten onlar,
Allah'ı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin
karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı.
29- Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar,
Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?
30- Eğer Biz dilersek, sana onları elbette
gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları,
sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
31- Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla
sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve
haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).
32- Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan
alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı
gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar
veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.
33- Ey iman edenler, Allah'a itaat edin,
Resûl’e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.
34- Şüphesiz, inkar edenler, Allah'ın
yolundan alıkoyanlar, sonra ölenler; işte Allah, onlara kesinlikle mağfiret
etmeyecektir.
35- Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken,
barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O,
sizin amellerinizi asla eksiltmez.
36- Gerçekten dünya hayatı, ancak bir oyun ve
tutkulu bir oyalanmadır. Eğer iman ederseniz ve sakınırsanız, O, size
ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.
37- Eğer sizden onları(n tümünü) isteyip sizi
çıplak bırakacak olursa, cimrilik edersiniz ve sizin kinlerinizi de ortaya
çıkarmış olur.
38- İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda
infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim
cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise,
Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz
yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra
onlar, sizin benzeriniz de olmazlar.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |