|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
ZARİYAT SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,
2- Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
3- Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,
4- Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.
5- Size va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız
doğrudur.
6- Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka
gerçekleşecektir.
7- 'Özen içinde yollar ve yörüngelerle
donatılmış' göğe andolsun;
8- Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz
(çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
9- Ondan çevrilen çevrilir,
10- Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan
söyleyenler';
11- Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması'
içinde habersizdirler.
12- "Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye
sorarlar.
13- O gün onlar, ateşin üstünde
tutulup-eritilecekler:
14- "Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele
isteyip durduğunuz şeydir."
15- Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve
pınarlardadırlar;
16- Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar
olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı.
17- Gece-boyunca da pek az uyurlardı.
18- Onlar, seher vakitlerinde istiğfar
ederlerdi.
19- Onların mallarında dilenip-isteyen (ve
iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
20- Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak
olanlar için ayetler vardır.
21- Ve kendi nefislerinizde de. Yine de
görmüyor musunuz?
22- Gökte rızkınız vardır ve size
va'dolunmakta olan da.
23- İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki,
şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar,
elbette kesin bir gerçektir.
24- Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının
haberi geldi mi?
25- Hani, yanına girdiklerinde: "Selam"
demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir
topluluk."
26- Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine
gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.
27- Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti);
"Yemez misiniz?" dedi.
28- (Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir
tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini
verdiler.
29- Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi
ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)? dedi.
30- Dediler ki: "Öyle. (Bunu) Senin Rabbin
buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."
31- (İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl
isteğiniz nedir, ey elçiler?"
32- "Doğrusu biz, suçlu-günahkar bir kavme
gönderildik" dediler.
33- "Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip
kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için."
34- "(Ki bu taşların her biri,) Rabbinin
Katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir."
35- Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa
çıkardık.
36- Ne var ki, orda Müslümanlardan olan bir
evden başkasını bulmadık.
37- Ve orada, acı bir azaptan korkanlar için
bir ayet bıraktık.
38- Musa (olayın)da da (düşündürücü ayetler
vardır). Hani Biz onu açık bir delille Firavun'a göndermiştik;
39- Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri
gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi.
40- Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını
yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
41- Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani
onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.
42- Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor,
mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.
43- Semud (kavmin)de de (ayetler vardır).
Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlanın" denmişti.
44- Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar;
böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.
45- Artık ne ayağa kalkmaya güç
yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.
46- Bundan önce Nuh kavmini de (yıkıma
uğrattık). Çünkü onlar da fasık bir kavim idi.
47- Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik
ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.
48- Yeri de Biz döşeyip-yaydık; ne güzel
döşeyici(yiz).
49- Ve Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur
ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.
50- Öyleyse, Allah'a doğru (yönelip, şirkten
ve bozulmalardan) kaçın. Gerçekten Ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.
51- Allah ile beraber başka bir İlah(ı ortak)
kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.
52- İşte böyle; onlardan öncekiler de bir
elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.
53- Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine
vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
54- Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık
kınanacak değilsin.
55- Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten
öğütle-hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar.
56- Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana
ibadet etsinler diye yarattım.
57- Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve
onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum.
58- Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet
sahibi olan Allah'tır.
59- Artık gerçekten, zulmedenler için,
(geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde
acele etmesinler.
60- Kendilerine va'dedilen o (azap)
günlerinden dolayı vay o inkar edenlere.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |