|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
NECM SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Battığı zaman yıldıza andolsun;
2- Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber)
sapmadı ve azmadı.
3- O, hevadan (kendi istek, düşünce ve
tutkularına göre) konuşmaz.
4- O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta
olan bir vahiydir.
5- Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin)
bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
6- (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe
sahiptir. Hemen doğruldu.
7- O, en yüksek bir ufuktaydı.
8- Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
9- Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay
kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
10- Böylece O'nun kuluna vahyettiğini
vahyetti.
11- Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
12- Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla
tartışacak mısınız?
13- Andolsun, onu bir de diğer inişte
görmüştü.
14- Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
15- Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
16- Sidreyi örten örtmekte iken,
17- Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.
18- Andolsun, o, Rabbinin en büyük
ayetlerinden olanı gördü.
19- Gördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı.
20- Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi
bir güçleri var mı)?
21- Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?
22- Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
23- Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın
(kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden
başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar,
yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu
ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici
gelmiştir.
24- Yoksa insana 'her arzu edip dilekte
bulunduğu' şey mi var?
25- İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya)
Allah'ındır.
26- Göklerde nice melekler vardır ki, onların
şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu
kimseye izin verdikten sonra başka.
27- Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler,
melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
28- Oysa onların bununla ilgili hiçbir
bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan,
haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.
29- Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt
çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
30- İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri
(son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi
bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
31- Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır;
öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel
davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
32- Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında,
günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz
senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi
topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin
halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O,
sakınanı daha iyi bilendir.
33- Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
34- Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi
sımsıkı elinde tuttu.
35- Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?
36- Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan
kendisine haber verilmedi mi?
37- Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde)
olan...
38- Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının
günah yükünü yüklenmez.
39- Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası
yoktur.
40- Şüphesiz kendi emeği (veya çabası)
görülecektir.
41- Sonra ona en eksiksiz karşılık
verilecektir.
42- Elbette son varış Rabbine olacaktır.
43- Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.
44- Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.
45- Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi,
yaratan O'dur.
46- Bir damla sudan (döl yatağına) meni
döküldüğü zaman.
47- Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden
neş'et) de O'na aittir.
48- Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve
sermaye verip-hoşnut kıldı.
49- Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi
O'dur.
50- Doğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı O yıkıma
uğrattı.
51- Semud'u da. Böylelikle (o halklardan
kimseyi) bırakmadı.
52- Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar,
daha zalim ve daha azgındılar.
53- Altı üstüne gelen (Lut kavminin)
şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
54- Böylece ona (o toplumun başına)
sardırdığını sardırdı.
55- Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden
şüphe ediyorsun?
56- Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
57- O yaklaşmakta olan yaklaştı.
58- Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak
başka (hiçbir güç yoktur).
59- Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa
düşüyorsunuz?
60- (Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
61- Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.
62- Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca
O'na) kulluk edin.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |