|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
HADİD SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı
tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet
sahibidir.
2- Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir
ve öldürür. O, herşeye güç yetirendir.
3- O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır.
O, herşeyi bilendir.
4- Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra
arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona
çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yaptıklarınızı
görendir.
5- Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. (Sonunda
bütün) işler Allah'a döndürülür.
6- Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de
geceye bağlayıp-katar. O, göğüslerin özünde (saklı) olanı bilendir.
7- Allah'a ve Resûlü’ne iman edin. "Sizi
kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin.
Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.
8- Size ne oluyor ki, elçi sizi Rabbinize
iman etmeye çağırıp-dururken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin
bir söz almıştı. Eğer mü'min iseniz (inanıp sözünüzü gerçekleştirin).
9- Sizi karanlıklardan nura çıkarması için
kuluna apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı elbette
şefkatli olandır, esirgeyendir.
10- Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak
etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten
önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece
olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine
en güzel olanı va'detmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
11- Allah'a güzel bir borç verecek olan
kimdir? Artık Allah, bunu onun için kat kat arttırır. Onun için ‘kerim
(üstün ve onurlu) bir ecir vardır.
12- O gün, mü'min erkekler ile mü'min
kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin
müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan
cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
13- O gün, münafık erkekler ile münafık
kadınlar, iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın, sizin
nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de
bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir
sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azap vardır.
14- (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz
sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi
fitneye düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını)
gözetip-beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri
kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve
o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca
sizden görünerek) aldatmış oldu."
15- Artık bugün sizden herhangi bir fidye
alınmaz ve inkar edenlerden de.. Barınma yeriniz ateştir, sizin veliniz
(size yaraşan dost) odur; o ne kötü bir gidiş yeridir.
16- İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş
olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi
mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun
bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar.
Onlardan çoğu fasık olanlardı.
17- Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra
yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye
size ayetleri açıkladık.
18- Gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile
sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat
arttırılır ve 'kerim (üstün ve onurlu)' olan ecir de onlarındır.
19- Allah'a ve O'nun Resûlü’ne iman edenler;
işte onlar Rableri Katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların
ecirleri ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte
onlar da cehennem halkıdır.
20- Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun,
'(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme
(süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur
örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna
gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o,
bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah'tan bir
mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir
metadan başka bir şey değildir.
21- Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete
(kavuşmak için) 'çaba gösterip-yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile
yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler için
hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah
büyük fazl sahibidir.
22- Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde
meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir
kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.
23- Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü
duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla
sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.
24- Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara
cimriliği emr (tavsiye) ederler. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz
Allah, Ğaniy (hiçbir şeye muhtaç olmayan), Hamid (övülmeye layık olan)
O'dur.
25- Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık
belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla
birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisine çetin bir sertlik ve
insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; öyle ki Allah,
Kendisi'ne ve elçilerine gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım
edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah, büyük kuvvet sahibidir,
üstün olandır.
26- Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi
olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle
iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık
olanlardır.
27- Sonra onların izleri üzerinde
elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından
gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve
merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara
yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama
buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere
ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.
28- Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp-korkun
ve O'nun elçisine iman edin, size Kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık)
versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret etsin.
Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
29- Öyle ki, Kitap Ehli (Yahudi ve
Hıristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip-sahip
olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine
verdiğini bilip-öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan)
sahibidir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |