|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
MÜCADELE SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle
tartışan ve Allah'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. Allah,
aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
2- Sizden kadınlarına "zıhar"da bulunanlar
(bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir. Anneleri, yalnızca
kendilerini doğuranlardır. Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler.
Gerçekten Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.
3- Kadınlarına "zıhar"da bulunanlar, sonra
söylediklerinden geri dönenlerin, birbirleriyle temas etmeden önce bir
köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. İşte size bununla öğüt
verilmektedir. Allah, yaptıklarınızı haber alandır.
4- Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de)
birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir);
buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), Allah'a ve
O'nun Resûlü’ne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır.
Kafirler içinse acı bir azap vardır.
5- Gerçekten Allah'a ve Resûlü’ne karşı
(onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla)
başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi
alçaltılmışlardır. Oysa Biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü
bir azap vardır.
6- Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara
neler yaptıklarını haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir)
saymıştır; onlar ise onu unutmuşlardır. Allah, herşeye şahid olandır.
7- Allah'ın göklerde ve yerde olanların
tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli
toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka
O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her
nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını
kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.
8- 'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’
(kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık
ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana
geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi
kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler.
Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş
yeridir.
9- Ey iman edenler, kendi aranızda gizli
konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve
Peygamber’e isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun
ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
10- Şüphesiz 'gizli toplantıların
fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan
(ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir
şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül
etsinler.
11- Ey iman edenler, size meclislerde "Yer
açın" dendiği zaman, yer açın; Allah size genişlik versin. Size: "Kalkın"
denildiği zaman da kalkın. Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim
verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
12- Ey iman edenler, Peygambere gizli bir şey
arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin
için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık
şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
13- Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten
ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu
halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü’ne
itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
14- Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı
bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne
sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde,
yalan üzere yemin ediyorlar.
15- Allah, onlara şiddetli bir azap
hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.
16- Onlar, yeminlerini bir siper edindiler,
böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap
vardır.
17- Ne malları, ne çocukları onlara Allah'a
karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz
kalacaklardır.
18- Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün,
sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir
şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan
söyleyenlerin ta kendileridir.
19- Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır;
böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın
fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta
kendileridir.
20- Hiç şüphesiz Allah'a ve Resûlü’ne karşı
(onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla)
başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.
21- Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip
geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir,
güçlü ve üstün olandır.
22- Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir
kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle
bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister
çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun.
Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları
Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan
cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan
razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın
fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah
(umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |