|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
HAŞR SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı
tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
2- Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde
yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar
da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece
Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine
korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle
tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.
3- Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış
olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azaplandırırdı. Ahirette ise onlar
için ateş azabı vardır.
4- Bu, onların Allah'a ve O'nun Resûlü’ne
'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Allah'a
başkaldırıp-ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli
olandır.
5- Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz
veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Allah'ın izniyledir ve
fasık olanları alçaltması içindir.
6- Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e"
gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz.
Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, herşeye
güç yetirendir.
7- Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından
Resûlü’ne verdiği fey, Allah'a, Resûl’e, (ve Resûl’e) yakın akrabalığı
olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu
mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet
olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık
ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikabı) pek
şiddetli olandır.
8- (Bundan başka bu mallar,) Hicret eden
fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a
ve O'nun Resûlü’ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından
sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.
9- Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi)
hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler
ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar.
Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine
tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa,
işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
10- Bir de onlardan sonra gelenler, derler
ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve
kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen,
çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin."
11- Münafıklık edenleri görmüyor musun ki,
Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz
(yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte
çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. "Eğer
size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Allah, şahidlik
etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar.
12- Andolsun, (yurtlarından) çıkarılacak
olurlarsa onlarla birlikte çıkmazlar. Onlara karşı savaşılırsa da,
kendilerine yardımda bulunmazlar; yardım etseler bile (arkalarına)
dönüp-kaçarlar. Sonra kendilerine yardım edilmez.
13- Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık
uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, şüphesiz onların
'derin bir kavrayışa sahip olmamaları' dolayısıyla böyledir.
14- Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya
duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi
aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın,
oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim
olmaları dolayısıyla böyledir.
15- Kendilerinden önce yakın geçmişte
olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara
acı bir azap vardır.
16- Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkar
et" dedi, inkar edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben,
alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.
17- Sonunda onların akibetleri, şüphesiz
ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim
olanların cezası budur.
18- Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes
yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz
Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
19- Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da
onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık
olanların ta kendileridir.
20- Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz.
Cennet halkı 'umduklarına kavuşup mutluluk içinde olanlardır.'
21- Şayet Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine
indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça
parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle
örnekler veririz.
22- O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur.
Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur.
23- O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur.
Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır;
Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.
24- O Allah ki, Yaratan'dır, (en güzel bir
biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler
O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz,
Hakimdir.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |