|
HAZIRLAYAN: ALİ BULAÇ
TALAK SURESİ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman,
iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz
Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak
açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın
sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine
zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş
(durum) oluşturur.
2- Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine
ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun,
ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de
şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla,
Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan
korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir;
3- Ve onu hesaba katmadığı bir yönden
rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah,
Kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü
kılmıştır.
4- Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş
olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer
şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların
bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan
korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.
5- Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim
Allah'tan korkup-sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini
büyütür.
6- (Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında
oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya
düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini
bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler
için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve
ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz)
üzere görüşüp-konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu)
onun (babası) için bir başkası emzirebilir.
7- Geniş-imkanları olan, nafakayı geniş
imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine
verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla
yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı
kılıp-verecektir.
8- Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin
ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece Biz de onları
çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azapla
azaplandırmışız.
9- Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı
kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu.
10- Allah, onlar için şiddetli bir azap
hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun.
Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an)
indirmiştir.
11- İman edip salih amellerde bulunanları
karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan
bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah)
onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere
sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir.
12- Allah, yedi göğü ve yerden de onların
benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten
Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi
kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.
◄GERİ
Kuran-ı Kerim mealinin hazırlanmasında
www.harunyahya.org sitesi
bilgilerinden yararlanılmıştır. Allah İslam dininin yükselmesi için çalışan
herkesten razı olsun. www.etarih.net |