|
OTLUKBELİ SAVAŞI
1473
OTLUKBELİ SAVAŞI(1473)
Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan ile
Osmanlı Devleti Padişahı Fatih Sultan Mehmet arasında gerçekleşmiştir. Tarihte
iki Türk devleti arasında geçen savaş olarak bilinir. İki hükümdarın cihan
hakimiyeti mücadelesini simgeler.
Osmanlı ordusunun merkezinde Fatih Sultan Mehmed, sağ kolunda Şehzade Bayezid,
sol kolda Şehzade Mustafa bulunuyordu; pâdişâhın yanında yani merkez kolunda
Kapıkulu ocakları ve şehzadelerin kumandaları altında da eyalet kuvvetleri
vardı. Hasan Bey ordusunun sağ kolunda oğullarından Kör Zeynel Mirza ve sol
kolda Uğurlu Mehmed Mirza bulunup Hasan Bey de merkezde idi.
İki taraf arasında 16 Rebiülevvel 878 H./ 11 Ağustos 1473 M. de Çarşamba günü
muharebe yapıldı. İlk muvaffakiyet Osmanlıların sol kolunda görüldü ve muharebe
esnasında bütün hücum Hasan Bey'in merkez koluna tevcih edilerek burası top ve
tüfek ateşi altına alındı; Hasan Bey zor kaçtı, kuvvetleri bozuldu; oğlu Zeynel
Mirza ile ordusundaki yardımcı Gürcü kuvvetleri kumandanı maktul düştüler.
Alınan esirler arasında Timurlulardan olup, Kara Yülük Osman Bey'in kızından
doğan Mirza Miranşah torunlarından Mirza Mehmed Bakır, Mirza Zeynel, Mirza
Muzaffer vardı. Diğer esir edilenlerden Kadı Mahmud Süreyhî ile Hasan Bey'in
nişancısı Hoca Seyyid Mehmed Münşî ve imam ve musahibi Hısn-ı Keyfli Kadı Ali
haklarında hürmet gösterildi; bunların hepsi serbest bırakıldılar. Bir de Fatih
Sultan Mehmed, Karakoyunlulardan olup bu harpte Uzun Hasan'la beraber
bulunanları serbest bırakmış ve yalnız esir düşen ve Hasan Bey'e benzeyen Pîr
Mehmed Alpagot'u serbest bırakmamıştı.
İşte bu suretle üssünden çok uzak bir yerde muharebeyi kabul etmiş olan Osmanlı
ordusu harp tekniği sayesinde düşman memleketi içinde hasmına kuvvetli bir darbe
vurmuştur. Harp önce sağ ve sol cenahlarda yapılmış ise de asıl kat'î netice
Hasan Bey'in merkez koluna yapılan şiddetli hücum üzerine elde edilmiştir.
Hasan Bey pek az bir maiyyet ile kaçmıştı. Kendisine pek benzeyen Pîr Mehmed Bey
Alpagot onun yerinde durup "Hasan Pâdişâh benim dediği için yakalayıp Şehzade
Bayezid'in yanına götürüldü ise de Hasan Bey olmadığı anlaşıldı; bu sırada
Turahan Bey oğlu Ömer Bey de esirliklen kurtarıldı.
Zaferden sonra üç gün muharebe meydanında kalındı; pâdişâh ve diğer ordu
erkânının arzularının tersine Mahmud Paşa'nın ısrarıyla Uzun Hasan Bey takip
edilmeyerek buradan geri dönüldü; bu da Mahmud Paşa hakkında hasımları
tarafından bir dedikodu mevzuu oldu. Dönüşte Şarkî Karahisar teslim oldu ve
buranın kumandanı Darab Bey Purnâk'e Rumelide Çirmen sancağı beyliği verildi.
Burada bulunulduğu sırada her tarafa fetihnameler gönderildi. Has Murad Paşa
kuvvetlerinin imhasıyla zaferden ümidi sarsılmış olan Fatih Sultan Mehmed, bu
muzafferiyetin şükranesi olarak kırk bin köle ve cariye azâd etti ve sefere
hareket ederken maaşlarına mahsuben askere borç olarak verilen yüz yük akçeyi
(on milyon gümüş para) bağışladı.
Fatih'in Hüseyin Baykara'ya fetihnamesi
Fatih Sultan Mehmed, bir İslâm ve Türk devleti hükümdarı olan Uzun Hasan Bey'in
kendi aleyhine olarak Hıristiyanlarla ittifak etmiş olmasından dolayı
ziyadesiyle müteessir olmuş ve Otlukbeli zaferi münasebetiyle Horasan hükümdarı
Hüseyin Baykara'ya gönderdiği fetihnamesinde: "Şimdi anlaşıldı ki Uzun Hasan
beyin ahd ve peyman dilinde olup ef'alinde yokmuş; çünkü diyar-ı İslam'a taarruz
için gayr-i müslimlerle mektuplaşıp anları tahrik etmiştir; sözleriyle buna
işaret etmiştir. Filhakika bu muharebe esnasında Hasan Bey'in müttefikleri olan
Venedik, Papa, Napoli ve Rodos şövalyeleri donanmaları, Batı ve Güney Anadolu
liman ve sahil şehirlerinden bazılarını zabtederek yakmışlardır ki İzmir,
Antalya, Midilli bu yanmış olan şehirler arasındadır.
Vezir-i âzam Mahmud Paşanın Azli
Pâdişâh İstanbul'a gelince bu sefer esnasında bazı mütalealarından hoşlanmadığı
Mahmud Paşa'yı ikinci defa vezir-i âzamlıktan azlederek Edirne civarında
Uzuncaova Hasköyü ismi verilen yerde -ki burada Mahmud Paşa'nın vakıfları vardı;
ikamete memur edip yerine Gedik Ahmed Paşa'yı tayin etti(1474).
Mahmud Paşa, uzun müddet ma'zul olarak yaşamadı. Osmanlı tarihlerine göre aynı
senede Karaman valisi Şehzade Mustafa vefat etmişti; Mahmud Paşa bunu duyunca
pâdişâhı taziyet için İstanbul'a gelmişti; düşmanları tekrar vezir-i âzam
olmasından korkup aleyhine bir entrika tertip ettiler. Mahmud Paşa'nın, ölen
Şehzade Mustafa ile arası açıktı; Şehzadenin ölümünden paşanın memnun olduğunu
söylediler; evine gönderilen bir casus paşanın beyaz elbise giyerek satranç
oynadığı haberini getirdi; bundan başka pâdişâhın Mahmud Paşa hakkındaki
infialine daha başka sebepler de vardı. Bunun üzerine Mahmud Paşa tevkif
edilerek on sekiz gün Yedikule de hapsedildikten sonra 17 Ağustos 1474(3
Rebiulâhır 879) da îdam olundu. İstanbul'da Mahmud Paşa Camii diye meşhur olan
camiinin yanındaki türbeye defnedildi. Halk arasında "Mahmud Pâşa-yı Velî" diye
şöhreti vardır. Âlim, fazıl ve çok değerli bir devlet adamı olduğunda tarihlerin
ittifakı vardır.
Uğurlu Mehmed Bey'in Macerası
Uzun Hasan Bey'in büyük oğlu olup Şîraz valisi bulunan Uğurlu Mehmed, babasından
sonra Akkoyunlu hükümdarı olmak istiyor ve yaş itibariyle bunu tabii görüyordu;
fakat karşısında buna mani olmak isteyen Uzun Hasan'ın sevgili zevcesi, Halil ve
Yakup Beylerin valideleri olan Selçuk Begüm Sultan vardı; Selçuk Begüm, Uğurlu
Mehmed aleyhinde söyleye söyleye nihayet babasını kendisinden soğutmuş ve hayatı
da tehlikeli bir duruma düşmüştü. Kendisini artık emniyet içinde görmeyen Uğurlu
Mehmed 879 H. 1474 M. de yani Otlukbeli muharebesini müteakip babasına isyan
ederek Memlûk devletine iltica ile onlardan yardım istemiştir.
Uzun Hasan'ın Memlûk devletinin kuzey hudutları üzerindeki emellerini ve bu
hususta yaptığı taarruzları bilen Memlûk sultanı, Uğurlu Mehmed'in ilticasından
istifade ile şehzadenin istediği kuvveti verip onu Irak taraflarına
gön¬dermişti. Uğurlu Mehmed, babasının kuvvetleriyle harp etmişse de muvaffak
olamayarak ağır surette yaralanıp kaçmış ve validesini, Memlûk sultanı Melik
Eşref Kayıttaay'a yollayarak babasıyla arasının bulunması ve affedilmesi için
delâletini rica etmiştir.
Uğurlu Mehmed, arzusuna nail olamayınca bu defa da Osmanlıların yanına gelmiş ve
bu halinden Uzun Hasan pek ziyade kuşkulanmıştı. Fatih Sultan Mehmed, Uğurlu
Mehmed'i iyi karşılamış ve Hasan Bey'in Karaman oğullarına yaptığına mukabele
eylemek istemiş onu kızı Gevherhan Sultan ile evlendirerek Sivas
beylerbeyliğiyle hududa göndermiştir.
Uğurlu Mehmed'in hudut üzerinde bulunması Selçuk Begüm Sultan'in emeline mani
olacağından dolayı hükümdarlık vaadi hilesiyle Uğurlu Mehmed davet edilmiş ve o
da bu hileye aldanarak Sivas'tan kalkıp Erzincan'a gittiği gibi yakalanarak
öldürülmüştür (882 H. 1477 M.). Uğurlu Mehmed'le Gevherhan Sultan'ın
izdivacından Göde Ahmed Bey doğmuştu. Uğurlu Mehmed'in öldürüldüğü pâdişâh
tarafından haber alınınca kızıyla beraber torununu Erzincan'dan İstanbul'a
getirtmiştir.
Otlukbeli muharebesinden sonra Uzun Hasan'la barış yapılmayarak bu hal Akkoyunlu
hükümdarının ölümüne kadar sürmüş ve yerine geçen oğlu Sultan Halil, dostluğun
yeniden tesisi için ulemadan Kadı Alâaddin Beyhakî'yi İstanbul'a yollayarak bu
suretle iyi ilişkiler yeniden kurulmuştur.
Kaynak için: www.osmanlimedeniyeti.com
|