Yalta Konferansı İkinci Dünya Savaşı yıllarında
toplanan meşhur konferanslardan. Kırım da bulunan Yalta’da 4-11
Şubat 1945 tarihinde toplandı. Bu konferansa ABD Başkanı Ruzvelt,
İngiliz Başbakanı Churchill ve Rus lideri Stalin katıldılar. Bu
buluşmada, Almanya mağlup edildikten sonra, bu ülkenin geleceği
konusu görüşüldü. Yalta Konferansında Almanya’nın kesin
mağlubiyete uğratılıp, işgal edilmesi, Alman ordularının
dağıtılması ve askeri sanayinin yok edilmesi, savaş tazminatı
alınması, savaş suçlularının cezalandırılması, Nazizmin ortadan
kaldırılması ve Berlin’de kurulacak olan Kontrol Komisyonunun
ülkeyi idare etmesi kararlaştırıldı.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Kızıl Ordu doğudan, ABD ve
müttefikleri batıdan Almanya içlerine doğru ilerlerlerken,
taraflar arasında sürtüşmeler başlamıştı. Hangi bölgelerin kimin
denetiminde olacağı ya da kimlerin nereleri kurtaracağı konusunda
anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştı. İşte hem bu anlaşmazlıkların bir
çözüme
bağlanması ve hem de savaş sonrası
dünyasının ana çizgileriyle düzenlenmesi amacıyla SSCB’nin Yalta
Kenti'nde liderler düzeyinde bir konferans toplanmasına karar
verildi.
Şubat 1945’te toplanan Yalta Konferansı'nda ABD’yi Roosevelt,
İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil ediyorlardı.
Konferans'ta karara bağlanan konular arasında Almanya’nın savaş
sonrasında silahsızlandırılması, Avrupa’nın etki alanlarının
taraflarca belirlenmesi gibi hususların yanı sıra, Birleşmiş
Milletlerin kurulması da kabul edildi ve Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi’nin temel ilkeleri belirlendi.
Birleşmiş Milletler Hazırlı Konferansı’nın ABD’nin San Francisco
kentinde yapılması kararlaştırıldı ve 1 Mart 1945 tarihinden önce
Almanya’ya savaş açan ülkelerin bu toplantıya kurucu üye olarak
katılabilecekleri ilkesi getirildi. (Türkiye bu nedenle 23 Şubat
1945’te Almanya’ya savaş açtı).
Yalta Konferansı’nda Türkiye de geniş bir biçimde tartışma konusu
oldu. Bazı hususlar henüz tam anlamıyla açıklanmamış olmakla
birlikte, Konferans'ın 10 Şubat 1945’te yapılan 6. oturumunda
Stalin, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına ilişkin Montreux
Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesini ve değiştirilmesini istedi.
Ancak SSCB’nin de bu konuda somut ve ayrıntılı öneriler
getirememesi ve inandırıcı gerekçeler sunamaması nedeniyle,
konunun daha sonra toplanacak konferanslarda yeniden ele alınması
ve bu konulardaki gelişmelerden Türkiye’nin de haberdar edilmesi
kararlaştırıldı.